Uzun bir süredir krizler ve çatışmalarla anılan Orta Doğu, 2025’i de işgalci İsrail’in yol açtığı kriz ve savaşlarla geçirdi. 2023’te İsrail’in Gazze’de başlattığı soykırım, bölgenin siyasi haritasını, diplomatik masaları, ticaret rotalarını ve iç siyaset dengelerini derinden etkiledi. 2025’e gelindiğinde, “ateşkes” kelimesi bile artık tek anlam taşımıyordu. ABD’de Başkan Donald Trump’ın barış sözü ve çabalarıyla ateşkes konuşulurken, başka bir yerde savaşın menzili genişliyor, bir cephede duraksama yaşanırken başka bir cephede yeni bir güç mimarisi kuruluyordu. Öyle ki, İran dosyası bir anda ‘bölgesel gölge hesap’ olmaktan çıkıp doğrudan devletler arası çatışmanın başlığına dönüştü.
2025’te Gazze için en sık kullanılan kelime “ateşkes” oldu. Ancak sahadaki gerçeklik, bu kelimenin bir hukuki metinden öteye geçemediğini gösterdi. Bombardımanların görece azaldığı dönemlerde dahi Gazze’de hayat yeniden başlamadı. İsrail barbarlığı biçim değiştirerek devam etti. Açlık, susuzluk, soğuk ve ilaçsızlık, ateşkes sonrası dönemin en belirleyici unsurları hâline geldi. Gazze’de kış aylarına girilirken binlerce aile, çatısı olmayan evlerde ya da geçici barınaklarda yaşam mücadelesi veriyor. Uluslararası yardım kuruluşlarının sahadan aktardığı bilgilere göre, temel gıda maddelerine erişim ciddi biçimde kısıtlandı; temiz suya ulaşım, özellikle kuzey bölgelerde neredeyse imkânsız hâle geldi. İsrail’in sınır kapıları üzerindeki kontrolü sürdürmesi ve yardım girişlerini keyfi biçimde sınırlaması, açlığın bir “yan etki” değil, sistematik bir baskı aracına dönüştüğünü ortaya koydu.
Diğer taraftan Gazze’deki bu tablo Batı Şeria’dan bağımsız okunamaz. 2025 boyunca Batı Şeria’da İsrail baskısı belirgin biçimde arttı. Yerleşimci şiddeti, askeri baskınlar ve keyfi gözaltılar günlük hayatın parçası haline geldi. Filistin Yönetimi’nin otoritesi daha da zayıflarken, İsrail’in fiili ilhak politikaları sahada daha görünür hâle geldi. Birçok bölgede Filistinliler için hareket özgürlüğü fiilen ortadan kalktı; ekonomik hayat durma noktasına geldi.
2025’in ortasında Orta Doğu, “örtülü savaş”ın sınırlarını aştı. İsrail’in İran’a saldırısı ve İran’ın füzelerle karşık vermesi, kısa sürede iki ülke arasında doğrudan çatışmaya evrildi. Tarihe 12 gün savaşı olarak geçen hadisede kırılma noktasını belirleyen şey ise ABD’nin sahaya girişi oldu. Washington, İran’ın nükleer tesislerine yönelik doğrudan saldırı kararı aldı. Hedef alınan tesisler arasında Fordow, Natanz ve İsfahan gibi nükleer programın kalbinde sayılan merkezler yer aldı.
ABD’nin yeni Orta Doğu stratejisi 2025, ABD’nin Orta Doğu’da bir “görünmezleşme” stratejisine geçiş yaptığı yıl olarak anılabilir. Bu strateji, mutlak bir çekilmeye değil, maliyeti düşürerek, ris…
Not: Metnin geri kalan kısmı da aynı formatta düzenlenecektir.
Reklam & İşbirliği: [email protected]