Kategoriler
Kültür Sanat

Konak’ta Cumhuriyete özel etkinlik

Konak Belediyesi Cumhuriyetin 97’nci yılını AASSM’de düzenlediği 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Özel Konseri ile karşıladı. Salona alınan izleyici sayısı pandemi kurallarına göre düzenlenen konser, belediyenin sosyal medya hesaplarından canlı yayınlandı.

Cumhuriyet Bayramı coşkusu, Konak Belediyesi’nin Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezinde (AASSM) düzenlediği 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Özel Konseri ile yaşandı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 97’nci yılı anısına gerçekleştirilen konseri Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, CHP Konak İlçe Başkanı Çağrı Gruşçu, belediye meclis üyeleri ve sanatseverler izledi. AASSM’nin Büyük Salonundaki konser pandemi kurallarına göre düzenlenirken konserin tamamı canlı yayınlandı. Çanakkale Zaferi’nden Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna uzanan yolculuğun sanatın gücüyle anlatıldığı gecede Turkish Brass Ensemble Orkestrası sahne aldı.

“Atatürkçüler yola çıktı mı geri dönmez”

Müzik, dans ve şiirin iç içe geçerek izleyicilere Cumhuriyet Bayramı coşkusunu yaşatan konserin kapanış konuşması için sahneye çıkan Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, sahnelenen eseri yazan ve yorumlayan İzmir Milli Kütüphane Vakfı Başkanı Ulvi Puğ başta olmak üzere tüm sanatçılara teşekkür etti. Mücadele ve dayanışma ruhu ile Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği Cumhuriyete sahip çıkmaya devam edeceklerini söyleyen Başkan Batur şöyle konuştu:

“Muhteşem bir gece yaşadık. Heyecan duyduk, büyük bir coşkuya kapıldık. Mustafa Kemal Atatürk deyince akan sular durur. Başta Cumhuriyet olmak üzere O’nun bize emanet ettiği her şeye sahip çıkmak mecburiyetindeyiz. Mücadelemiz bundan sonra da devam edecek. Bu mücadele ve dayanışma ruhu olduğu sürece sırtımız yere gelmez. Atatürkçüler yola çıktı mı geri dönmez. Atatürk’ün yolu yolumuz, ışığı ışığımız. Yolumuz Cumhuriyet, Pusulamız Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.”

Cumhuriyet coşkusu doruğa çıktı

Libretto yazarlığını ve Anlatıcılığını İzmir Milli Kütüphane Vakfı Başkanı Ulvi Puğ’un, Genel Sanat Yönetmenlğinii Kenan Gökkaya’nın, Sanat Koordinatörlüğünü ise Deniz Hikmet Çokağır’ın üstlendiği etkinlikte Derya Derin ve Burak Dabakoğlu da solist olarak yer aldı. Caner Şimşek’in de bağlamasıyla gönüllere dokunduğu konserde Muharrem Çimen, Selim Özyol, Melodi Alataş ve Altan Kılıç da dans ve koreografileriyle geceye renk kattı. Konak Belediye Başkanı Abdül Batur’un kapanış konuşmasının ardından İzmir Marşı eşliğinde sonlanan konserde tüm salon ayağa kalkarak Türk Bayrakları ile İzmir Marşı’nı söyledi. Cumhuriyet coşkusunun dorukta yaşandığı gecenin sonunda sanatçılar dakikalarca ayakta alkışlandı.

Kategoriler
Kitap

Thomas Hobbes’un Behemoth eseri ilk kez Türkçe’de

VakıfBank Kültür Yayınları düşünce tarihinin en etkili isimlerinden İngiliz filozof Thomas Hobbes’un “Behemoth ya da İngiltere İç Savaşının İçyüzü” eserini Türkçe’de ilk kez okurla buluşturuyor. Hobbes bu eserinde çok sesliliğin, demokratik hakların ve bireysel düşüncenin önemine dikkat çekiyor.

VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) “Behemoth ya da İngiltere İç Savaşının İçyüzü” isimli kitabı Türkçe’de ilk kez yayımlıyor. Kitap, düşünce tarihine damgasını vuran, Avrupa siyasi fikirler tarihinin en etkili toplumsal sözleşme kuramcılarından İngiliz düşünce adamı ve siyasetçi Thomas Hobbes tarafından günümüzden 350 yıl önce (1666-1670) kaleme alındı. Türkçe çevirisi Abdullah Yılmaz’a ait “Behemoth” ayrıca Hobbes’un görüşlerini anlamak için önemli bir çalışma olarak öne çıkıyor.

Tarihin belki de en sert yüzyılı

Modern siyaset felsefesinin temellerini iki büyük eserle atan Hobbes, “Leviathan” kitabında muhafazakâr bir devlet teorisi geliştirdi. Behemoth’ta ise eşitliği ve bireysel düşünceyi ön plana çıkardı. Eserinde çok sesliliğin önemini belirten Hobbes, 1600’lü yılların ortasında yaşanan ve yaklaşık 20 yıl süren İngiliz İç Savaşı’na tanıklık etti. Tarihçiler bu yüzyıl için Genel Kriz Dönemi ifadesini kullanıyor. Öncesinde Protestan ve Katolik Avrupa’nın Otuz Yıl Savaşları’nı yaşadığı coğrafyada her şey altüst olurken yepyeni bakış açıları ortaya çıktı. Descartes, Pascal, Newton, Leibniz, Bacon ve Spinoza gibi bu dönemde yaşayan filozoflar ve bilim insanlarıyla “Aydınlanma” düşüncesi gelişti. İngiliz İç Savaşı kimi tarihçilere göre; dini reform hareketleri, iktidar gücünün kısıtlanması, krallıkların birleşmesi ve yeni kıtaların keşfedilmesine olanak tanınması açısından modern dünyanın temellerinin atıldığı bir dönem olarak belirtiliyor.

Ayrılıklar fitili ateşledi

Kitapta, parlamentoda Kral Charles’a vergi yetkisi kısıtlaması getirilmesi, yeni kaynak arayışı, parlamentonun defalarca kral tarafından feshedilmesi ve İskoçya’da patlak veren ayaklanmalarla başlayan İngiliz İç Savaşı’nın gelişmeleri inceleniyor. Hobbes, sosyo-politik açıdan görüşlerini sıralıyor. Savaşların sonunda beş milyon nüfuslu İngiltere’de yaklaşık 100 bin kişi savaşla bağlantılı hastalıklar, 85 bine yakın kişi de doğrudan savaş nedeniyle yaşamını yitirdi. Böylelikle İngiltere, nüfusunun yüzde 4’ünü kaybetti. Aynı doğrultuda İskoçya ve İrlanda’da yüz binlerce kişi savaş, açlık ve hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Üç Krallık Savaşları, Püriten Devrim, Büyük Ayaklanma veya İngiliz Devrimi adının da verildiği İngiliz İç Savaşı yıllarında basılan binlerce bildiri ve farklı gazete de kitapta değinilen konular arasında yer alıyor. Kitabında sonunda savaş öncesi, birinci, ikinci, üçüncü iç savaşlar ve savaş sonrası dönemin kronolojik olarak anlatıldığı İç Savaşın Zaman Çizelgesi bulunuyor.

İngiltere düşerken…

Hobbes, kitapta “Mekânda olduğu gibi, zamanda da yükseklik ve alçaklık dereceleri olsaydı, kesinlikle inanıyorum ki, zamanın en yüksek noktası olarak 1640 ile 1660 yılları arası gösterilirdi. Zira biri bu yükseklikten, Şeytan Dağı’ndan bakar gibi, aşağıya bakıp insanların, özellikle de İngiltere’dekilerin yaptıklarını gözlemiş olsaydı, dünyanın tahammül edebileceği her türden haksızlığı ve her türden aptallığı görme şansını yakalayabilir, bunların biri çifte günah ve diğeri de çifte aptallık olan ikiyüzlülüklerinin ve kendini beğenmişliklerinin eseri olduğuna tanıklık edebilirdi” diyor.

Thomas Hobbes kimdir?

5 Nisan 1588’de doğan İngiliz filozof Thomas Hobbes, Avrupa siyasi düşünceler tarihinin en etkili toplumsal sözleşme kuramcılarından biri olarak felsefe tarihinde yer ediniyor. Klasik Latince, Yunanca ve temel bilimler eğitimi alan Hobbes, Oxford’da öğrenim gördü, İngilizce’yi bir kültür dili olarak kullanan ilk isimlerden biri oldu. Paris’e gitti. İtalyan astronom, fizikçi ve filozof Galileo Galilei gibi birçok Avrupalı çağdaşıyla dostluk kurdu. İlk önemli eseri De Cive’yi 1642’de Paris’teyken kaleme alan Hobbes, “Leviathan” isimli başyapıtını 1651’de, yaklaşık 15 yıl sonra da onu tamamlayan eseri, VBKY’den çıkan Behemoth’u kaleme aldı. Hobbes, uzun yıllar boyunca siyasetle ilgilendi, 4 Aralık 1679’da 91 yaşında yaşama veda etti. Fikirleriyle siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler teorilerine damgasını vuran Hobbesçu düşünce, Locke, Rousseau, Hegel gibi pek çok büyük ismi etkiledi ve hem liberalizme hem de muhafazakâr düşünceye ilham verdi.

KÜNYE

Yayınevi: VBKY

Kitabın adı: Behemoth ya da İngiltere İç Savaşının İçyüzü

Yazar: Thomas Hobbes

Çevirmen: Abdullah Yılmaz

Sayfa sayısı: 372

Fiyatı: 40 TL

Kategoriler
Müzik

Gülce Radyoların Favorisi

Ülkenin önde gelen radyolarından, Gülce’nin Zaman” isimli yeni şarkısına büyük destek geldi.

Ulusal ve yerel radyoların çalma listelerinde yoğun bir şekilde yer verdiği sanatçı, kariyerinde emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor.

Gülce; güçlü sesi ve yorumuyla, katıldığı O Ses Türkiye programında Beyazıt Öztürk’ün dikkatini çekmeye başarmış ve yarışmadan oldukça iyi bir dereceyle ayrılmıştı.

Sesi ve yorumuyla fark yaratmayı başaran Gülce, ‘Zaman’ın prodüksiyon sürecinde ünlü aranjör ve prodüktör Alper Atakan ile çalıştı. Şarkın söz ve bestesi ise Ayselin Arslan (Medusa) ve Aksel Gökdere imzası taşıyor.

Kategoriler
Kültür Sanat

CRR’de Cumhuriyet Bayramı’na Özel Konser

Cemal Reşit Rey Konser Salonu(CRR)’nda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 97. Yılı Cumhuriyet’in müzikte getirdiği yeniliklere yakışır bir konserle kutlanacak.

29 Ekim Perşembe günü, Cumhuriyet Bayramı Özel Konseri’nde; şef Orhun Orhon yönetimindeki Gedik Flarmoni Orkestrası, başarılı genç besteciler Mahir Cetiz ve Cem Oslu’nun yeni bestelerinin dünya prömiyerleri ile Cumhuriyet’in ilk dönem bestecilerinden, ulusak müzik akımının önemli temsilcilerinden Ulvi Cemal Erkin’in “Sinfonietta” adlı yaylı orkestra eserini seslendirilecek.

Geçmişle bugün arasında müzik köprüsünün kurulacağı konserde “Anadolu Nefesli Beşlisi” de solist olarak yer alıyor.

Besteci Mahir Cetiz dünya prömiyeri yapılacak olan yaylı çalgılar için yazılmış “Aydınlığın Çağrısı” adlı eserini “Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 97’nci yıl dönümünden 1923’teki kuruluş zamanına uzanmaya çalışıyorum” diyerek tanımlıyor.

Konserde üflemeli beşli, yaylı çalgılar orkestrası ve vurmalı çalgılar için yazdığı “Yolculuk” adlı eserinin dünya prömiyeri yapılacak olan besteci Cem Oslu ise; eserini, savaş zamanında geçen, müziğin ve sevginin hayat zorlaştıkça artan değerini konu alan bir hikâyenin üzerine oluşturuyor.

Saat 18.00 ve 20.00 ‘de pandemi koşullarına uygun olarak gerçekleştirilecek konserde müzikseverler 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı coşkusunu bu anlamlı konserle yaşayacaklar.

Program

Orhun Orhon şef

Program:
Mahir Cetiz ”Aydınlığın Çağrısı” Yaylı Çalgılar için, Gedik Sanat Özel Siparişi (Dünya Prömiyeri)
Cem Oslu “Yolculuk” Nefesli beşli, yaylı orkestrası ve perküsyon için, Anadolu
Nefesli Beşlisi’ne ithafen Gedik Sanat Özel Siparişi (Dünya Prömiyeri)
Ulvi Cemal Erkin (1906-1972) “Sinfonietta“ Yaylı Çalgılar için

Kategoriler
Müzik

Emre Kaya’dan tebessüm müjdesi

Yaptığı her şarkısı hit olan ve söylediği tüm şarkıların söz ve müziği kendi imzasını taşıyan, Türk Pop Müziği’nin yıldızlarından Emre Kaya, yeni şarkısı “Tebessüm” ü Kasım ayında çıkarıyor.

“YapBoz”, “Esaret”, “Teşekkür Ederim”, “Apayrı”,“Ayna”, “Nasıl Diye Sorma”, “Toz”, “Aşk Diye Soludum”, “Rüzgar”, “Dın Dın”,“Benimsin”, “İlizyon”, “Nefes” gibi şarkılarıyla müzik severlerin kalbinde yer edinen başarılı besteci ve yorumcu, kalbe dokunacak slowu “Tebessüm” ü müzik severlerin beğenisine sunmaya hazırlanıyor.

Covid döneminde stüdyoya kapanıp, 10 şarkılık albüm projesini tamamlayan Emre Kaya, “Tebessüm”ün ardından albümünü de çıkartacağının müjdesini verdi.

Kategoriler
Kitap

Bisiklet severlerde merak uyandıracak kitap

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Arş. Gör. İbrahim Sertaç Kasaplar’ın kaleme aldığı “Bas Pedala Avrupa: Bisikletli Yaşam Hikâyeleri” adlı kitap, raflardaki yerini aldı. Kasaplar, EÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dilek Takımcı’yı ziyaret ederek kitabını hediye etti. Nazik ziyaretinden dolayı Arş. Gör. Kasaplar’a teşekkür eden Prof. Dr. Takımcı, “Keyifli bir kitaba imza atan Sertaç hocamızın başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.

Kitabı hakkında bilgiler veren Arş. Gör. Sertaç Kasaplar, “Bas Pedala Avrupa: Bisikletli Yaşam Hikayeleri kitabı, okuyucuyu Avrupa’da yaşayan ve düzenli olarak bisiklet kullanan birbirinden çok farklı kişilerle buluşturuyor. İlk bölümde Danimarka’dan Fransa’ya uzanan bir aylık kısa bir bisiklet turuna tanıklık ediyoruz. İkinci bölümde ise yolculuk boyunca tanışılan insanlara ait bisikletli yaşam hikâyeleri bizi bekliyor. Bu yolculuk dışında Hollanda ve Almanya’ya özel olarak yapılan ziyaretlerden derlenmiş röportajlar da, kitabımıza ayrı bir renk katıyor” dedi.

Daha önce Türkiye’de 10 binden fazla okura ücretsiz ulaşmış olan “Bisiklet Turunun Temelleri” kitabını Türkçeye çeviren Sertaç Kasaplar, “Yıllarca saklanacak ve keyifle okunacak olan bir çalışmayı daha tüm bisiklet severlerin beğenisine sunmaktan mutluluk duyuyorum. Birbirinden farklı 29 bisiklet kullanıcısının bisiklete, yaşadıkları şehirlere ve politikalara dair fikirleri, hikâyeleri ve daha fazlası, Bas Pedala Avrupa: Bisikletli Yaşam Hikâyeleri kitabımda yer alıyor. Ayrıca kitapta yer alan röportajların bir kısmı da video olarak sosyal medyada izlenebilir” diye konuştu.

Kategoriler
Kitap

Hayvan Tiyatrosu raflarda çocukları bekliyor

Jorge Luján ile Teresa Porcella’nın birlikte kaleme aldığı
“Hayvan Tiyatrosu”, Koç Üniversitesi Çocuk’ta (KÜ Çocuk) yayımlandı. Giulia Orecchia tarafından resimlenen eser raflarda çocukları bekliyor.

Parmak tiyatrosunun bütün kahramanlarını çocuğunuzla birlikte keşfederek eğlenin! Alışılageldik kitap formatından farklı özel tasarımı sayesinde interaktif bir okuma deneyimi sunan Hayvan Tiyatrosu, küçük bir fikrin ne kadar büyük bir eğlence yaratabileceğinin de kanıtı.

Hayvan Tiyatrosu’yla birlikte parmaklarımız bir elma kurduna, bir papağana, bir salyangoza, bir kirpiye, bir eşeğe ya da tüm sıcaklığıyla parıldayan bir güneşe dönüşüveriyor. Her sayfada farklı bir gösteri!

Elleri seyrederken büyülenenler için…

Künye Bilgisi:

Hayvan Tiyatrosu

Yazarlar: Jorge Luján, Teresa Porcella

Resimleyen: Giulia Orecchia

Çeviren: Eylül Alp

Yayın tarihi: Ekim 2020

Fiyat: 42 TL (KDV’den muaftır)

ISBN: 978-605-7685-34-6

Barkod: 9786057685346

Ürün Sırası: 4

Ebat: 17 x 24 cm

Sayfa Sayısı: 14

Kapak Türü: Karton Kapak

Kategoriler
Kitap

Babalık üzerine sıradışı bir kitap: Bana Hazır Mısın Baba?

Anne ve anne adaylarına yönelik kılavuz niteliğindeki kitaplarıyla tanınan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Doktoru Şirin Seçkin ile Adli Tıp Uzmanı – Psikanalist Prof. Gökhan Oral’ın babalık üzerine ufuk açıcı kitabı “Bana Hazır mısın Baba” kitapçı raflarında yerini aldı.
İçindeki anneliği keşfedemeyen bir erkeğin iyi baba olamayacağına işaret eden Seçkin ve Oral, “Her anne kadınlık becerilerinin yanında içindeki erkeksi özellikleri kullanarak çocuğunun esenliği için yeni görevler üstleniyorsa, her baba da kendi içindeki kadını keşfedip çocuğa yaklaşımında bunu kullanabilmelidir” diyor.
Anne çocuk arasındaki biyolojik ve kadına yüklenen sosyolojik görev, baba ile çocuk arasındaki ilişkinin gölgede kalmasına neden oldu. Buna ek olarak modern zamanlarda evliliğin gerektirdiği sorumluluklardan kaçan erkek ve kadınların artması anne-baba-çocuktan oluşan çekirdek aileyi bozarak daha çok anne-çocuktan oluşan, babanın yer almadığı ikili aile yapısını ortaya çıkardı. Baba işlevinin yokluğu, çocuğun sağlık ve esenlik içinde büyümesini de sekteye uğrattı. Oysa dönüp baktığımızda kitapçı raflarını daha çok anne ve çocukla ilgili kitapların kapladığını, baba ve çocuğa dair kaynakların ise bir elin parmaklarını geçmediğini görüyoruz.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Doktoru Şirin Seçkin ve Adli Tıp Uzmanı – Psikanalist Prof. Gökhan Oral, bu gerekten hareketle “baba – çocuk” ilişkisini tarihi, sosyolojik, kültürel ve psikolojik olarak ele alan bir kitap kaleme aldı. 30 yılı aşkın süredir çocuk doktorluğu yapan Seçkin ile halihazırda Cerrahpaşa Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı ve Psike İstanbul Başkanlığı görevlerini yürüten Oral’ın “Bana Hazır mısın Baba?” kitabı, baba ve baba adaylarının başucu kitabı olmaya aday.

Dünyada her iki çocuktan biri babasız evde büyüyor

Dünyada her iki çocuktan birinin babasız bir evde büyüdüğü düşünüldüğünde, sorunun büyüklüğüne karşılık baba konusunun yeterince ele alınmadığına işaret eden Dr Şirin Seçkin, “Uygarlıkların devam edebilmesi, topluma uyum sağlayabilme ve neslin devamı için baba işlevinin çok önemli olduğunun altını çizen Seçkin: ‘’Bu kitap klasik ataerkil bir yapıya geri dönülmesini savunmak amacıyla yazılmadı. Baba katılımının artması, babanın çocuğun hayatında daha çok yer alması ve modern baba işlevini geliştirmeye yardım etme amacını taşıyor. Aynı anne gibi baba da çocuğun hayatında çok önemli ve özel bir yer tutar ve bu yer, başka hiçbir şeyle doldurulamaz. Modern yaşamın getirdikleri göz önüne alınarak babalık işlevlerinin yeniden tanımlanması ve babanın farklı görevler üstlenmesi gerekir’’ diyor.

“İçindeki anneliği keşfedemeyen bir erkek iyi baba olamaz’’

Kitabı babalık işlevleri diye adlandırdığımız ve bir çocuğun gelişimi için elzem olan bu rolü üstlenebilme becerisine destek olabileceği umuduyla yazdıklarını belirten Prof Dr. Gökhan Oral ise şunları söylüyor: “Annelik ve babalık görevleri gibi sınırları net çizilmiş listelerin artık günümüzde önemi kalmadı. Her anne tüm kadınlık becerilerinin yanında içindeki erkeksi özellikleri kullanarak çocuğunun esenliği için eril gözüken aktif görevleri yerine getirebileceği gibi baba da kendi içindeki kadını keşfedip çocuğa yaklaşımında bunu kullanabilmelidir. İçindeki kadını yani anneliği keşfedip kullanmadan bir erkeğin iyi bir baba olması çok güçtür.”

Yazarlar Hakkında:

Uzm. Dr: Şirin Seçkin Hakkında:

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şirin Gençer Seçkin orta ve lise öğrenimini İstanbul Erkek Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı oldu. 1990 yılında Londra Northmiddle Sex Hospital’de, 1993’de Childrens Hospital of Los Angeles’ta (U.C.L.A), 1996’da Boston’da Harvard Community Health Plan ve New York’ta Kings County Childrens Medical Center of Brooklyn’de çalıştı. Çalışmalarını 1997′den itibaren serbest hekim olarak İstanbul’da sürdüren Şirin Seçkin’in ‘Çocuk Hastalıkları’, ‘Emzirme Teknikleri’, ‘200 Adımda Çocuk Yetiştirme Rehberi’, ‘0-1 Başla’, ‘Çocukta Rezilyans’, ‘0-2 Yaş Doğru Beslenme’ ve ‘Bana Hazır mısın Anne?’ isimli 7 kitabı bulunuyor.

Prof. Dr. Gökhan Oral (CV)

1984’te Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Cerrahpaşa Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı ve Psike İstanbul Başkanlığı görevini halen sürdürmektedir. Sokak çocukları, çocuk istismarı, çocuk hakları, göç ve deprem başta olmak üzere çocuk ve travma konusunda uzun süredir çeşitli projelerde çalışmaktadır.

Kitap Arka Kapak Yazısı:

Anne çocuk arasındaki biyolojik bağ, simbiyotik ilişki ve sosyal değerler çoğunlukla baba çocuk ilişkisinin gölgede kalmasının sebebi olarak gösterilir. Anne çocuk ilişkisine yüklenen “kutsallık” önemli derecede doğru olsa da babanın ‘eve ekmek getiren’ aile üyesinden ibaret olduğunun düşünülmesi oldukça hatalıdır. Oysa ki babanın, hem kavram olarak hem de üstlendiği sorumluluklarla çocuğun ruhsal dünyası ve kişilik gelişimi üzerindeki etkileri tahmin edilenin çok üzerindedir. Çocuğun erişkin olduğunda kendi ayakları üzerinde durabilme becerisi geliştirmesinin ağırlıkla babanın çocukla kurduğu ilişkinin kalitesine bağlı olması örneği gibi.

Çocuk sahibi olmak kadın için olduğu kadar erkek için de çok önemli ve hayat boyu sürecek bir ilişkinin başlaması demektir. Kadın ve erkek birlikte olmasalar dahi çocuklarına karşı anne baba olarak sorumlulukları devam edecektir. Bir baba adayının ömür boyu sürecek bu bağlılık için çocuğu gerçekten istemesi, baba olmaya ve baba kalmaya hazır olması gerekir. Genel inanışın aksine çocuğun büyütülmesinin sorumluluğu sadece anneye ait değildir. Çocuğun yetiştirilmesi, eğitimi, ruh sağlığı ve esenliğinde baba da en az anne kadar etkilidir ve eşit derecede sorumludur.

Bu kitap babanın çocuğun gelişimindeki rolünü ve vazgeçilmezliği anlatmak, baba ve baba adaylarına yardım etmek için kaleme alınmıştır.

Kategoriler
Kültür Sanat

Mathias Enard İzmirli okurla buluşacak

Institut français Türkiye’nin online edebiyat konferansı serisi SALON Edebiyat’ın 7. konferansı 28 Ekim 2020 tarihinde düzenlenecek ve yazar Yiğit Bener bu kez Pusula ve Mıntıka kitaplarının yazarı Mathias Énard ile Pusula kitabının çevirmeni Ebru Erbaş’ı konuk edecek.

Mathias Énard geleceği görerek bugünü deşifre eden bir yazardır. Pusula’da gördüğümüz üzere tarihle senli benli olurken Mıntıka’da olduğu gibi çağdaşla da oynayabiliyor. Sıra dışı bir bilgelik ve kıvrak olduğu kadar zeki bir dille okurunu yakalayan harika bir yazar var karşımızda. Türk yazar Yiğit Bener ile olan buluşması ise unutulmaz olmayı vadediyor. Énard’ın Pusula romanı çevirisi ile 2019 Talât Sait Halman Çeviri Ödülü’ne layık görülen Ebru Erbaş ise mesleğinin sihrini açıklayacak.

Institut français Türkiye ve düzenlediği SALON Edebiyat konferans serisi fikir tartışması ve edebiyat dünyasına uzun soluklu olarak katkı sağlıyor.

Institut français Salon Edebiyat serisi kapsamında Haziran ayında gerçekleşen 6 konferansı toplamda 2000’e yakın katılımcı evlerinden canlı olarak izledi. Konferanslar sırasında izleyiciler sorularını konuşma alanına yazıyor ve konuşmalar tamamlandıktan sonra soru-cevap bölümüne geçiliyor. Online konferans Türkçe simültane tercüme ile de izlenebiliyor.

Zoom sitesi üzerinde gerçekleşen SALON Edebiyat konferanslarına katılım ücretsiz, konferansı izlemek için Institut français Türkiye’nin web sitesinden etkinliğe kayıt olmak gerekiyor.

Kategoriler
Sinema

Soul filmine ait yeni afiş ve fragman yayınlandı

Seni SEN yapan şey… nedir? Pixar Animation Studios’un yepyeni uzun metrajlı filmi “Soul”, şehrin en iyi caz kulübünde çalmak üzere hayatının şansını yakalayan ortaokul müzik öğretmeni Joe Gardner’ı (Jamie Foxx’un sesiyle) karşınıza getiriyor. Küçük bir yanlış adım, Joe’yu New York sokaklarından, yeni ruhların dünyaya gitmeden önce kişiliklerini, tuhaflıklarını ve ilgi alanlarını edindikleri fantastik bir yer olan Önceki Dünya’ya götürür. Hayatına geri dönmeye kararlı olan Joe, insan olmanın cazibesini hiç kavrayamamış olan, erken büyümüş ruh 22 (Tina Fey’in sesiyle) ile birlik olur. Joe yaşamanın harika taraflarını umutsuzca göstermeye çalışırken, hayatın en önemli sorularından bazılarının yanıtlarını keşfetme şansı yakalar.

Oscar® ödüllü Pete Docter’ın (“Ters Yüz”, “Yukarı Bak”) yönetmenliğini, Kemp Powers’ın (“One Night in Miami”) yardımcı yönetmenliğini ve Akademi Ödülü adayı Dana Murray’in (Pixar kısa filmi “Lou”) yapımcılığını üstlendiği Disney ve Pixar’ın “Soul” filmi yakında sinemalarda…

NOTLAR:

Yönetmen Pete Docter “Sevimli Canavarlar” (2001) ve aynı zamanda Oscar® ödüllü sinema filmleri “Yukarı Bak” (2009) ve “Ters Yüz” (2015) filmlerini yönetti. Kendisi ayrıca Pixar Animation Studios’un önde gelen yaratıcı beyinlerinden biri.

Dünyaca ünlü müzisyen Jon Batiste film için orijinal caz müziği yazacak ve Nine Inch Nails’den Oscar® ödüllü Trent Reznor ve Atticus Ross (“Sosyal Ağ”), gerçek dünya ve ruh dünyası arasında geçişler yaptıracak müzikler besteleyecek.