Uygarlığın ayak izleri serisinin ilk üç kitabı raflarda

“Tarihli Sanat” adlı internet sitesi ve sosyal medyada “Sanatın Tarihi” rumuzuyla yaptığı paylaşımlarla yüz binlerce takipçisini zamanda yolculuğa çıkaran genç sanat tarihçisi Celil Sadık’ın Uygarlığın Ayak İzleri serisinin ilk üç kitabı Epsilon logosuyla okurlara ulaşıyor. Yalın anlatımıyla sanat tarihini herkes için ilgi çekici ve anlaşılır kılan Sadık, serinin ilk kitabı Rönesans’tan Barok Dönem’e Sanat Dehaları’nda uygarlığı biçimlendiren sanatçıların ve eserlerinin öykülerini adeta bir gizem avına dönüştürüyor. Polisiye kurgunun matematiğiyle antikçağın gizemlerini buluşturan, serinin ikinci kitabı Krallar ve Tanrılar, ölümsüz krallardan, Antik Yunan tanrılarının şaşırtıcı öykülerinden söz ederken uygarlık tarihinin en görkemli yapıtlarını da gözler önüne seriyor. Celil Sadık, Uygarlığın Ayak İzleri serisinin üçüncü kitabı Batı Resminde Aşk ve Bazı Küçük Felaketler’de ise Batı resim sanatında aşk temasını irdelerken madalyonun iki yüzüne de bakma cesareti gösteriyor.

Sanat tarihçisi Celil Sadık 2016’dan bu yana internet üzerinden yaptığı paylaşımlarla yüz binlerce kişiye ulaşıyor. Hayatın özüne varmak; geçmiş ve geleceği bir araya getirip ikisini birden okumak ve çağın hızına rağmen yavaşlayıp bir nefes almak isteyen insanlara ulaşmayı hedefleyen Sadık, sade üslubuyla toplumun her kesimine hitap etmeyi başarıyor. Bu yaklaşımıyla sanat tarihini elitist bir alan olmaktan çıkaran genç yazarın hazırladığı Uygarlığın Ayak İzleri serisinin kitapları da büyük ilgi görüyor. MediaCat’in “Yılın En Yaratıcı Listesi”nde şimdiden yerini alan serinin ilk üç kitabı Rönesans’tan Barok Dönem’e Sanat Dehaları, Krallar ve Tanrılar ile Batı Resminde Aşk ve Bazı Küçük Felaketler, yoğun ilgi dolayısıyla tekrar tekrar baskıya giriyor. Sadık, serinin gelecek yıl yayımlanacak diğer 3 kitabı için çalışmalarını sürdürüyor.

RÖNESANS’TAN BAROK DÖNEM’E SANAT DEHALARI

Uygarlığın Ayak İzleri serisinin ilk kitabında Celil Sadık, uygarlığı biçimlendiren sanatçıların ve eserlerinin öykülerini, olabilecek en romansı ve yalın dille anlatıp bir gizem avına dönüştürüyor. Leonardo, Michelangelo, Caravaggio ve Bernini üzerinde durduğu kitapta Sadık, uygarlık tarihinin bu ikonik isimlerin hayatına dair en az bilinenleri kaleme alırken eserlerinde saklı sırları da birer birer deşifre ediyor.

KRALLAR VE TANRILAR

Serinin ikinci kitabı merkezine, zamanı dize getirip insanoğlunu gizemleri, mitleri ya da anıtsal yapılarıyla hâlâ büyüleyen geçmiş medeniyetleri alıyor. Celil Sadık bu ikinci kitabında, kum saatinin akışını dondurarak tarihi birkaç bin yıl geriye sarıyor ve sanat dallarının konu etmekten asla vazgeçmediği, mitler ve masallardan yapılma bir labirenti adımlıyor. Genç sanat tarihçisi, romansı anlatımıyla Mısır’ın altın kumları arasına gizlenen ölümsüz krallardan, Antik Yunan tanrılarının şaşırtıcı öykülerinden ve asırlardır ayakta duran bir kilisenin gizeminden söz ederken uygarlık tarihinin en görkemli yapıtlarını da gözler önüne seriyor.

BATI RESMİNDE AŞK VE BAZI KÜÇÜK FELAKETLER
Batı resim sanatına adını yazdıran ressamların iyi ya da kötü, aşka dair anlatacak bir hikâyeleri vardı: Bazıları ilahi aşkları, mitolojinin efsanevi âşıklarını anlatırken, birbirlerine tutkuyla bağlı çiftler gibi sadakate sırt çevirmişlerin suretleri de belirdi tuvallerde. Celil Sadık, Uygarlığın Ayak İzleri serisinin üçüncü kitabında Batı resim sanatında aşk temasını irdelerken madalyonun iki yüzüne de bakma cesareti gösteriyor. Sadık, ilk iki bölümün ardından Avrupa’yı terk edip sıcak bir iklime göçerek Frida Kahlo’nun hayatıyla eserlerine değindiği son perdeye varıyor. Kitapta anlatımına yer verilmeyen dört kült eser için kaydedilen ve QR kodlarıyla son sayfadaki yerini alan mini seminerler ise sanata âşık okurlara armağan olarak okurları bekliyor.

Celil Sadık’ın Uygarlığın Ayak İzleri serisinin ilk üç kitabı Rönesans’tan Barok Dönem’e Sanat Dehaları, Krallar ve Tanrılar ile Batı Resminde Aşk ve Bazı Küçük Felaketler, Epsilon logosuyla raflarda ve internet satış sitelerinde!