Açık Radyo Kitaplığı serisinin dördüncüsü “Bu Şehr-i İstanbul Ki” çıktı

Murat Belge ve Tanyeri Erkman’ın 1995 yılında Açık Radyo’da hazırlayıp sundukları İstanbul programı şiirlerle, şarkılarla, anılarla, stüdyoya getirdikleri gramofondan yükselen taş plak sadalarıyla, kahkahalarla sürüyor.

0
714
views

Murat Belge ve Tanyeri Erkman’ın 1995 yılında Açık Radyo’da hazırlayıp sundukları İstanbul programı şiirlerle, şarkılarla, anılarla, stüdyoya getirdikleri gramofondan yükselen taş plak sadalarıyla, kahkahalarla sürüyor. O yıllarda geçen “Ama artık eskisi gibi değil” yerini şimdi “İstanbul bitti” alsa da, anlatılanlar nostaljik olmanın ötesinde güçlü bir kültürel mesaj taşıyor.

Radyo kitabı elbette müzikli
Encore Yayınları tarafından basılan kitap, QR kod uygulamasıyla Açık Radyo’nun müzikli kitaplarından biri olma özelliğini de taşıyor. Yani, Belge’nin Önsöz’de belirttiği gibi, “şu modern teknoloji sayesinde müzikler de dinlenebilecek…” Kapak Resmi Kemal Seyhan’a ait. Kapak Tasarımı’nı Bürkan Özkan yaparken, İstanbul illüstrasyonunu ise Turgut Yüksel üstlendi.

Tersine Dünya: Radyo
Murat Belge, önsözde programı yapmaya nasıl karar verdiklerini şu sözlerle anlatıyor:
“[T]televizyona çıkmışlığım vardı; televizyona alışkanlık kesbetmiştim. Oysa radyo kaç zamanın işi. Tersine dünya, yenisini tanıyorum da eskisini tanımıyorum.

Devlet radyosu, sonra da devlet televizyonu “görgüsü ve bilgisi”yle büyümüşüz. O söylenmez, bu söylenmez. Her şeyin bir kalıbı vardıri, kalıbın dışına çıkılmaz […] Yani, şimdi ‘bizler’ bir radyo kurduğumuza göre, bizim yapmamamız gerekenler, benzemememiz gereken şeyler. Böyle düşünürken ‘İstanbul’ geldi aklıma. Ne zamandır adım ‘İstanbul uzmanı’na çıkmış. Ama ‘İstanbul’ deyince konu bulma sıkıntısı yok. Hem de, her programda farklı bir hava tutturmak mümkün. Bu, ‘süreklilik’ ve aynı zamanda ‘çeşitlilik’ sorununu çözer. ‘Müzik’ sorununu da çözer, çünkü birçok çeşitte müziği bir yerinden tutup İstanbul’a bağlamak o kadar zor bir şey değil.”
Program Tanyeri Erkman’ın 1996 yılında hastalık nedeniyle hayatını kaybetmesiyle son buluyor. Bu Şehr-i İstanbul Ki, hem İstanbul’un hem de iki İstanbullu’nun yaşama serüvenini detaylarla izleyen bir anlatı.
Şehzadebaşı, Galatasaray, Kalamış, Kurtuluş, Samatya, Balat, Sulukule, Cihangir, Beylerbeyi, Kanlıca, Adalar, Kadıköy, Bahariye, Gedikpaşa, Göksu, Çamlıca, Şişli, Üsküdar, Kandilli, Çengelköy, Beşiktaş, Sarıyer, Hasköy, Kadırga, Yenikapı, Harbiye, Vefa, Emirgân, Operetler, Kuzguncuk, Anadolu Kavağı, Balta Limanı, Serasker Rıza Paşa… İstanbul semtlerinin –yalnız semtlerinin değil, aynı zamanda önemli bazı kişiliklerinin ve temalarının da– bildiğimiz bilmediğimiz, övündüğümüz, sevindiğimiz, paylaştığımız, içimizi ferahlatan, içimizi acıtan hikâyeleri var bu kitapta. Taşı, toprağı, camisi, kilisesi, hamamı, yemekleri, insanları, kedileri, köpekleri, martıları ve de şarkılarıyla bütün İstanbul var! Adeta, müzikli taklitli, ‘komik-i şehir’li bir İstanbul Gezi Rehberi….